Kemalettin Kardeşimizin Son Mesajı
Kemalettin Kardeşimizin Son Mesajı

KEMALETTİN

 

Bugün Kemalettin arkadaşımız/kardeşimiz ile son kez buluştuk.

 

Ve Kemalettin bize dedi ki:

 

Arkadaşlarım,

Dostlarım,

Kardeşlerim!

 

Ben de dün sabah tıpkı sizin gibi kalktım. Kahvaltımı yaptım,canım ailemle birlikte.

Son kez olduğunu bilmeden.

 

Giyindim.

Her zaman ki şıklığım üzerimdeydi yine.

Ve çıktım evimden.

 

Bindim arabama.

Her zaman ki yoldan işyerime vardım.

 

Baktım gelen hastalarıma. Sonra arkadaşlarımdan, öğleden sonra buluşmak üzere ayrıldım.

 

Dönmeyeceğimi bilmeden..

 

Dönemeyeceğimi hiç ama hiç tasavvur etmeden ayrıldım.

 

Ve şu an benim için burdasınız. Hepinizin yüzünde bir hüzün. Ben ise musalla taşında, bir kaç metre bez parçası dışında herşeyimi dünyada bırakarak gidiyorum. 

 

Son kez bir araya geliyoruz sizinle.

 

Bundan sonra toplantılarınıza gelmeyeceğim.

 

Bensiz yapacaksınız toplantılarınızı artık.

 

O yüzden ;

 

Sizden bir ricam var.

Katıldığım bu son toplantının hatırına beni dinleyin!

Kulaklarınızı dört açarak!

 

Ben de sizin gibi çok cenaze namazı kıldım. Çok el kaldırdım dualar için.

Fatihalar okudum,tıpkı sizin gibi,

Tam da bulunduğunuz yerde.

Ama hep başkasına..

Hep başkası için..

Çünkü ölüm hep başkasına aitti.

Bizimle ilgisi yoktu ki.

Dilimizle söylerdik hep. Herkes ölecek diye.

Ama içimiz hiç mi hiç kabul etmedi,etmezdi.

Konduramazdık ölümü kendimize.

 

Ve şimdi ;

 

Ben başkası oldum.

Siz de ben.

Bulunduğum yerden size haykırıyorum  Bağırıyorum.

Var gücümle.

Ama sesimi size duyuramıyorum.

Duymuyorsunuz beni. Tıpkı daha önce benim de başkasını duymadığım gibi.

 

Ben hayat arkadaşımla vedalaşmadan gidiyorum dostlar.

Zamanım olmadı çünkü.

 

Ben iki tane ciğerpareme haber etmeden gidiyorum. Bugün telefonlarına bile çıkamadım.

Çok ani oldu.

 

Ben, kalbini kırdığım,küs olduğum dostlarımla da helalleşmeden gidiyorum.

Fırsat bulamadım hiç.

 

Ben borçlu olduklarımla ve alacaklarımla hesaplaşmadan gidiyorum. Bunlar aklıma bile gelmedi.

 

Ölüm hakkaten ani imiş.

Bizzat gördüm.

 

Emekli olup, rahat edeceğimi düşünüyordum, yıllarca  hayal ettiğim bu düşüncemi gerçekleştiremeden gidiyorum. Emekli paramla bahçeli evin balkonunda çayımı yudumlarken, torunlarımı çimlerin üzerinde bisiklet sürerken izleyecektim. Aklıma hiç mi hiç bir şey  gelmedi dünya namına.

 

Hayat kısaymış meğer,

Hem de çok kısa..

Hiç değmezmiş kendimizi o kadar yıpratmaya

 

Gidiyorum !

Gidiyorum dostlar !

Yokum artık ben !

 

Gidiyorum...

Hepinizi terkediyorum.

 

Bir daha dönmemek üzere..

 

Ölüm gerçek ,

Burnumuzun dibindeymiş meğer..

Yaşı Yokmuş ölümün

Zamanı da,

İltiması da...

Bugün bana geldi.

Yarın kim bilir.

Kıyamıyorum size,

Sizden biri olabilir demeye..

 

Ama;

 

Söylememem gerçeği değiştirmiyor.

 

O yüzden;

Şu üç günlük dünya için kalp kırmaya değmez.

Komşu ile kavga etmeye değmez.

 

Etrafımdakiler hoşgörülü ve nezaketli  olduğumu söylerlerdi hep.

 

Ben de kalp kırmamaya dikkat ediyordum, farklı düşüncelere saygılı olmaya özen göstermeye çalışıyordum.

Ama ben de insanım. Kırmışımdır birilerinin kalbini muhtemelen.

 

Ama..

 

helalleşemedim kimsecikle.

O kadar ani idi ki gidişim,  anlatamam.

 

Üç kuruşluk dünya malı için içimizi daraltmaya değmez değerli dostlar..

 

Evlatlarımızın; eşlerimizin kalbini kırmaya hele hiç değmez.

 

Gidiyorum

 

Ben size hakkımı helal  ediyorum ...

diyemeden gidiyorum...

Zamanım olmadı çünkü.

 

Ama siz helal edin !

 

Hatta beni tanıyan herkesten, benim adıma helallik dileyin.

Bu da benim sizden ricam olsun,

Son ricam !


Hoşça kalın.✋

Yorumlar

Bu içeriğe ait yorum bulunmamaktadır .

Yorum Yaz